Bir zeytin ağacı Homeros’a fısıldar:
‘’Herkese aidim ve kimseye ait değilim. Siz gelmeden önce buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım.’’
is-ul-ia, Sümerler ölmez ağacın yağı demek için muhtemelen bu kelimeleri kullanırlardı.
Hikayeler yazdıran, hikayelere tanık olan, nesilleri asırlar boyu köklerinde büyüten, bereketi ile yaşamı ve sonsuzluğu uğurlu pırlantalar gibi avuçlarımıza bırakan zeytin ağacı…
Ana, baba, evlat… Kim dokunsa sırlarını onunla paylaşan, güneşi gövdesinde, rüzgârı dallarında, yağmuru meyvesinde ağırlayan zeytin ağacı…
Soğuktan sertleşen parmaklarının nimetiyle meyvelerini toplayan misafirlerini cömertçe ağırlayan, hiçbir emeği karşılıksız bırakmayan kutsal bir semboldür zeytin ağacı.
Dayanışmanın, kalabalıkken bir olmanın değerini anlatan, kendisine dolanmış kökleri ile gücünü toprakla olan bağından alan görkemli bir varoluş mucizesidir.
Beyaz bir güvercinin kanatlarıyla barışı götürdüğü yerlerde umut dolu bekleyişin ismidir.
Bin yıllardır dünyada varlığını sürdüren bu muhteşem ağaçlara biz de ne mutlu ki eşlik etme şansını yakaladık. Geçici birer yoldaş olduğumuz bu kutsal ağaçlara, Toprak Ana’ya ve onun verdiklerine saygı duyarak, sayısız zenginliklere sahip zeytinyağına ithafen, isulia.